Anuk Arudpragasam

Anuk Arudpragasam

Anuk Arudpragasam’in ilk romanı, The Story of a Brief Marraige, Sri Lanka sivil savaşında kaderleri birbirine bağlanan iki gencin hikâyesini anlatıyor. Her şeylerini kaybetmelerine rağmen insanlıklarına tutunmaya çalışan karakterlerin etrafında gelişen roman henüz Türkçeye çevrilmemiş olsa da yurt dışında pek çok “Senenin En İyi Kitapları” listesine girerek dikkatimizi çekmeyi başardı.

Sri Lanka sivil savaşı sırasında bir mülteci kampında geçen The Story of a Brief Marriage’ı yazarken herhangi bir araştırma yapman gerekti mi?

Açıkçası hiçbir araştırma yapmamaya özen gösterdim zira roman kurgu dışı bir eserden ziyade edebi bir eser. Gerçi savaşın son iki yılını gösteren fotoğraflar, videolar ve yazılı belgelerle bir hayli vakit geçirdim. Savaş mahallini gidip gördüm, bombalanan ya da sakinleri katledilen kasabaları ziyaret ettim ve savaşta akrabalarını kaybetmiş kişilerle konuştum. Ancak bu yaptıklarımın araştırma olarak değerlendirilebileceğini düşünmüyorum; bunlar, bir kişinin, korkunç bir karanlığın içine hapsolmuş bir toplumun başına gelenleri anlama çabasından ibaretti.

The Story of a Brief Marriage çok mahrem bir kitap aslında. İki insan arasında geçen samimi anlara bazen sayfalarca odaklanan ve okuyucuya zamanın donduğu hissini veren bir kitap. Aynı zamanda okur, Dinesh’in yaşadığı korkuyu ve yalnızlığı yakından hissedebiliyor. Böyle bir anlatı kurmak ve bu tür yoğun duyguları aktarabilmek zor muydu? 

Aslına bakarsan bu şekilde yazmak benim için aksini yapmaktan daha kolaydı. Karmaşık konulu, birçok karakteri olan, büyük toplumları, devletleri ve zaman dilimlerini temsil eden bir kitap yazabileceğimden emin değilim. Sıradan anlara uzun süre boyunca odaklanmak benim için daha doğaldı ve bu bana savaşın detaylı bir temsilini kurgulamaktan ziyade ilgimi en çok çeken konuya odaklanma fırsatını tanıdı: Bu tarz koşullar altında yaşamanın nasıl bir şey olduğu ve bu koşulların konuşmak, hissetmek, hafıza, uyku ve libido gibi bedensel ve zihinsel süreçleri nasıl etkilediği.

Bir yandan da, The Story of a Brief Marriage savaş zamanında geçmesine rağmen sivil savaşın kendisine neredeyse hiç dokunmuyor…

Evet, bunun birkaç sebebi var. Öncelikle Sri Lanka’nın politik tarihine değinmek benim için çok yorucu olacaktı. Bir öğretmen ya da tarihçi olmadığımdan, kimseyi eğitmek gibi bir yükümlülüğümün olmadığını düşündüm. İkincisi ve en önemlisi de, tarihi ve politik bilgilerle konunun başka yerlere sapacağının farkındaydım. Zira bu tarzda yazılar, okuyucuya kendini edebi bir metnin daha zor ve mahrem yanlarından uzaklaşma ve kendini genel bir olgu çerçevesinde konumlandırarak gerçekten acı dolu bir detayı görmezden gelme olanağını tanıyor. Ben de böyle bir durumdan kaçınmak istedim.

Kitaptaki biyografinde “İngilizce yazmasına rağmen gerçek aşkı Tamil dilidir” diye bir cümle var. Kitabını Tamil dilinde yazsaydın arada ne gibi farklar olurdu?

Ortaya kesinlikle çok farklı bir eser çıkardı. Bunu yalnızca Tamil diline İngilizce kadar hakim olmadığımdan demiyorum. Sri Lanka’daki Tamil halkının çoğu savaşı deneyimleyeceği kadar deneyimlemiş zaten. Savaşı bizzat yaşamış insanların Tamil dilinde eserlerine benimkini ekleyemezdim çünkü bunların yanında çok suni kalırdı. Kaldı ki romanın mantığının anlaşılır olması için İngilizce yazılması gerekiyordu. Metnin kendisi aslında yorum üstüne kurulu; anlatıcı gerçekleri bilmiyormuş da olanları uzaktan izliyormuş gibi. Bu yüzden romanın -sömürgecilik sonrası Sri Lanka’da ayrıcalığın dili olan- İngilizce yazılmış olması eserin mühim bir parçası.

Columbia Üniversitesi’nde felsefe dersleri aldın. Belki de kısmen bu yüzden son derece felsefi bir eser ortaya koydun. Pek seni roman yazmaya iten neydi?

Bence roman yazmak da felsefe de hayatı, bana göründüğü şekilde, farklı açılardan sorgulamanın yolları. Buna karşın bir süredir yazmanın daha kalıcı sonuçlar veren bir sorgulama yöntemi olduğunu düşünüyorum, hiç değilse benim için. Felsefe, onunla ilk karşılaştığınızda çok derin gelebilir ama sonuçta elinize çok az şey geçer. Buna nazaran yazı daima tazeliğini ve keskinliğini korur.

The Story of a Brief Marriage oldukça belirsiz bitiyor. Dinesh’e ne olacağını bilmiyoruz, ki bunu Dinesh de bilmiyor…

Romanı yazarken aklımdan tam olarak neler geçtiğini hatırlamakta zorlanıyorum. Şöyle ki roman travmatik bir olayla bitiyor ve bununla birlikte travma, bedenle zihnin ayrılmasına sebep olduğundan, dışarıdan bakan bir kişi, travmatize olmuş kişinin mimiklerini ve hareketlerini anlamlandıramıyor. Roman da Dinesh’in bakış açısından yazıldığı, onun aklından geçenleri takip ettiğinden, okuyucu Dinesh travmaya uğradıktan sonra onu takip edemeyeceğinden dolayı o noktada sona ermek zorunda.

Kitabın basıldığı ülkelerde büyük beğeniyle karşılandığını biliyoruz. Peki, Sri Lanka’da nasıl tepkiler aldı? 

Bence okuyucular kitaba beğeniyle yaklaştılar ancak itiraf etmeliyim ki İngilizce ülkemde küçük, ayrıcalıklı ve kentli bir kesimin bildiği bir dil olduğundan Sri Lanka’daki okuyucu kitlem oldukça küçüktü. Burada yaklaşık 50.000 kişi İngilizce biliyor ve bu kişilerin hepsi düzenli olarak kitap okumuyor. Birtakım okurlarımdan kitap hakkında çok içten yorumlar aldım fakat bu okurlar benim şovenist, etnik-milliyetçi, savaş sırasında işledikleri soykırımı inatla inkâr eden ülkemin genelini temsil etmiyorlar.

Bizlere tavsiye edebileceğin Sri Lankalı yazarlar var mı?

Roman yazarı Shobasakthi’nin ve şair Cheran’ın eserlerini içtenlikle tavsiye edebilirim. Her ikisinin de eserleri Tamil dilinden İngilizce’ye çevrildi.

Peki, senin için sırada ne var? 

Aslına bakarsan şu anda yeni bir roman üzerinde çalışıyorum. Lakin bu, iple çekebileceğim bir şey mi, hiç emin değilim. Belki işler istediğim gibi giderse sonunda insanların okumak isteyebileceği bir şeye dönüştürebilirim.

More from Zeynep Sen

İstanbul Ansiklopedisi: Reşad Ekrem Koçu

Efsanevi tarihçi ve sanatçı Reşad Ekrem Koçu (1905-1975) devasa İstanbul Ansiklopedisi‘ni tamamlayamadan hayata...
Read More