Eserlerimi Yakın

Amerika’nın gelmiş geçmiş en önemli tiyatro yazarlarından biri olan Edward Albee, 2016’da hayatını kaybetti. Öldüğünde 88 yaşında olan Albee Kim Korkar Virginia Woolf’tan? gibi birbirinden değerli eseriyle biliniyor. Albee’nin kısa süre önce haberlere düşen vasiyetnamesi, eserleri arasında daha önce hiç kimsenin görmediği ve büyük ihtimalle tamamlanmamış olan oyunlar olabileceği fikrinin doğmasına sebep oldu. Zira Albee’nin vasiyetnamesindeki son isteklerinden biri yarım kalmış tüm eserlerinin yakılarak yok edilmesiydi. Yazar bu mühim görevi iki yakın arkadaşına, William Katz ve Arnold Toren’e verdi.

Tarihte aslında pek çok yazar eserlerinin yok edilmesini istemiştir. Bu açıdan bakıldığında Albee’nin isteği aslında pek de sıra dışı bir şey değil. Asıl sıra dışı olan Toren ve Katz’in, Albee’nin son dileğini gerçekten yerine getirecek ve böylece belki de başlı başına birer şaheser olan eserleri yok edecek olmaları. Öyle ki şu ana kadar eserlerinin yok edilmesini istemiş olan tüm edebiyatçıların eserleri gerçekten yakılmış olsaydık, günümüzde klasik sayılan pek çok eserden mahrum kalacağımız gibi, usta kabul ettiğimiz birtakım yazarların adlarını dahi bilmeyecektik.

Franz Kafka

1883’te, Prag’da doğan Kafka gelmiş geçmiş en önemli edebiyatçılarımızdan biri. Ne var ki Kafka hiç de öyle olduğunu düşünmüyordu; ona soracak olsanız, kendisi çok başarısız, hatta yeteneksiz bile denilebilecek bir yazardı. Kafka’nın yaşadığı öz güven problemleri yazdığı mektuplara yansıdığı gibi birkaç hikâye müstesna hiçbir eserini bastırmamasına yol açtı. Kafka 1924’te hastalandığında ve öleceğini anladığında arkadaşı Max Brod’dan son bir dilekte bulundu: Hiçbiri okunmaya değer olmayan eserlerini kendisi öldükten sonra yakmasını istedi. Kafka’nın “okunmaya değer olmayan” olarak tanımladığı bu eserler herkesin okuması gereken kitaplar arasında saydığımız Dönüşüm, Şato ve Amerika adlı eserleriydi! Şansımız varmış ki Max Brod, Kafka’nın isteklerine uymadı; yazdığı sayfaları yakmak yerine onları bir yayınevinin eline ulaştırdı ve böylece Kafka’yı edebiyat tarihinde bir dipnot olmaktan kurtarıp gelmiş geçmiş en önemli edebiyatçılardan biri olmasını sağladı.

Robert Louis Stevenson

Define Adası ve Dr. Jekyll ve Bay Hyde adlı kitaplarıyla tanıdığımız Robert Louis Stevenson da eserlerinin yakılmasını istemiş olan yazarlar arasında. Ancak Stevenson tüm eserlerinin değil de yalnızca birinin, Dr. Jekyll ve Bay Hyde’ın yakılmasını istedi, hatta istemekle kalmadı, bunu bizzat yaptı.

1850’de doğan Stevenson, Dr. Jekyll ve Bay Hyde’ı 1886’da bastırdı. Ancak basılan bu roman kitabın aslında ikinci, yeniden yazılmış hali. Stevenson romanı yıllar önce ilk yazdığında eşi Fanny’ye gösterdi; romanı beğenmeyen Fanny’nin ağır eleştirilerine maruz kalınca da tümünü şöminesinde yaktı. Ne var ki bu yaptığı Stevenson’ın hiç içine sinmedi; öyle ki bir süre sonra yazı masasının başına geçip 30.000 kelimelik romanı sil baştan yazdı. Roman basıldığı andan itibaren büyük beğeniyle karşılandı ve Stevenson’ın döneminin en önemli yazarlarından biri olmasını sağladı. Fanny’ye gelince; ilginçtir ki o, romanın değerini basıldıktan sonra bile anlayamadı.

Nikolai Gogol

Eserlerini bizzat yakan bir diğer yazar Nikolai Gogol. 1809-1852 yılları arasında yaşamış olan Gogol son derece dindar bir insandı. Onu, şaheseri kabul ettiğimiz Ölü Canlar’ı kaleme almaya iten şeylerden biri böyle inançlı oluşuydu. Gogol aslında Ölü Canlar’ı takiben iki kitap daha yazmak ve böylece üçlü bir seri oluşturmak niyetindeydi. Ancak ikinci kitabı yazmaya çalışırken takılıp kalınca bunu Tanrı’nın çalışmasını onaylamaması olarak yorumladı. Şüpheye düşen Gogol, Peder Matvei Konstantinovsky’ye akıl danışmaya gittiğinde Peder ona eserlerinin yeterince iyi olmadığını söyleyip yazarı onları yakmaya teşvik etti. Gogol da ne yazık ki bu tavsiyeye uydu. Eserlerini öldüren Gogol’un kendisi de 10 gün sonra hayata veda etti.

Virgil

Eserinin yine yakılarak yok edilmesini isteyen en eski yazar Antik Roma’da yaşamış olan Virgil olsa gerek. Tam adı Publius Vergilius Maro olan ünlü şair Latin dilinin en değerli eserlerinden biri olan Aeneid destanını kaleme aldı. MÖ 70 yılında dünyaya gelen Virgil, MÖ 19’da ölmeden önce bir arkadaşından Aeneid’i yakmasını istedi. Rivayete göre bu isteğinin sebebi kendisinin buna kalkışıp başaramaması. Söz konusu arkadaşı, Virgil’in isteğini yerine getirmek üzereyken İmparator Augustus Sezar devreye giriyor. Böylece Aeneid, İmparator’a övgüler içermesi nedeniyle olsa gerek, kurtarılıyor.

Vladimir Nabokov

Belki de bazen, yazarların eserlerinin yok edilmesini istemelerinde bir haklılık payı olabiliyor. Bunun en büyük örneği Vladimir Nabokov olsa gerek. Lolita gibi eserleriyle hem edebiyat tarihinin ortasına hem de popüler kültüre yerleşmiş olan Nabokov 1977’de öldüğünde eşi Véra’ya son eseri Laura’nın Aslı’nı yakmasını vasiyet etti. Ancak genelde olduğu gibi Véra bu isteği yerine getirmeye kıyamadı, fakat eseri bastırmak da elinden gelmedi. Netice de Laura’nın Aslı, Véra’nın ölümünden sonra oğulları Dmitri’ye kaldı. Dmitri uzun süre düşünüp taşındıktan sonra, 2008’de romanı yayınlatmaya karar verdi. Yarım kalmış bir roman olan Laura’nın Aslı basıldığında eleştirmenlerce ve okurlarca oldukça olumsuz karşılandı. Kitabı pek çok kişi beğenmediği gibi çıkan eleştiriler “Keşke Nabokov’un son dileğine uyulsaydı” yönündeydi.

More from Zeynep Sen

Ottessa Moshfegh

Ottessa Moshfegh ile, Eileen adlı romanıyla Man Booker Ödülü’ne aday gösterildiğinde tanıştık....
Read More

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir