Günümüzde Çevirmen ve Çevirmenliğin Yarını

İllüstrasyon: Bülent Gültek*

Dışarıdan bakıldığında son derece basit duran ama aslında dünyadaki en karmaşık ve yorucu, bir o kadar da sıra dışı ve zor işlerden, sanatlardan biri çevirmenlik. Bir dili öğrenmek gibi, çevirmenlik de neredeyse ömür boyu devam eden bir süreç. İlgili alan ister finans ister bilim ister edebiyat olsun, çevirmen hep değişen bir terminolojiyi yakalama telaşındadır. Aslında bir dili ve o dildeki sözcükleri çevirmez; o dildeki fikirleri, değişik bir kültürü, coğrafyayı veya iklimi çevirir.

Bir kitabın çevirmeni o kitabın yazarının uzantısıdır; onun sesidir, ruhunun devamıdır. Bir kitabı çevirmek, o kitabı bir nevi yeniden yazmaktır. Sözlü veya yazılı çeviride yardımcı olduğunuz kişiyle aynı ortamı paylaşırsınız. Sadece fiziksel ortamı değil, aynı zamanda o ruhu da. Bu nedenle birçok ünlü yazar romanlarında hep aynı çevirmenlerle çalışır; çünkü çevirmenler tıpkı bir sevgili gibi yazarların neyi, nasıl ifade etmek istediklerini oldukça derinden anlayabilir ve onların ruhlarıyla kitaplarını başka bir dile, duyguya dönüştürebilirler. Dolayısıyla, her bir çeviri metni kendi içinde eşsizdir.

Son yıllarda çeviri üzerine verilen eğitimler dilbilimden çok, o dillerdeki kültür çalışmalarına doğru bir eğilimle değişmeye başladı. Zira bu, bir dili öğrenip anlamada en önemli unsurlardan biri. Peki çevirmenlik nasıl bir iş? Yaptığınız çevirinin doğru olduğunu nasıl anlarsınız? Ne hissedersiniz? Onu okuyanlar da aynı şeyi mi anlar ve hissederler? Yoksa biz çevirmenler öyle hissettiklerini mi hayal ederiz?

Çeviri kavramını Romalıların bulduğu söylenir. Cicero ve Horace kelimeden kelimeye çeviri yapmakla, kast edileni yansıtacak bir çeviri yapmak arasındaki farkı ilk ortaya koyan kuramcılardır. Prof. Susan Bassnett, edebi bir sistemden gelen veya bir başka sisteme bağlı olan tüm metinlerin aslında “çevirilerin çevirilerinin çevirileri” olduğunu iddia eder. Yani ona göre hiçbir metin orijinal değildir çünkü dilin kendisi de özünde bir çeviriden ibarettir.

En tecrübeli çevirmenler bile kariyerleri boyunca kendilerini zaman zaman konusu belirsiz, yeni ve belki de anlamsız bir alanın içinde bulabilirler. Belirli alanlarda uzmanlaşmak yıllar alabilir. Bu meslekte çalışanlar için günümüzün en önde gelen sorunlarından biri dijital çağa doğru yol alan ve küreselleşen bir dünyada bu mesleğe tutunabilmek sanırım. Dijital ortamın sunduğu imkanlarla yapılan çeviriler her ne kadar insan faktöründen ve dokunuşundan yoksun olsalar da bu alandaki pek çok ihtiyacın internette ve sayıları giderek artan uygulamalarla görüldüğü yadsınamaz bir gerçek. Bu da çevirmenliğin bir meslek olarak gelecekte daha az ihtiyaç duyulabileceğinin bir belirtisi.

Zaten kısıtlı bir bütçe ayrılan bu sanata okuyucuların, yazarların, halkın ilgisinin artması için kaliteli çeviriler yapabilecek, kendini her çeviri dilinde (birden fazla dilde) ustalıkla ifade edebilen bireylerin yetişmesinin gerektiğine inanıyorum. Her şeyden önce, bir çevirmenin ana dilini, yaşayan, değişen tüm ögeleriyle mükemmel bir şekilde kullanması şart. Çevirmenler bireysel çalıştıklarından çoğunlukla yalnızdırlar. Tıpkı yazarlar gibi. Gelişmeleri ve daha güzel eserler ortaya çıkarabilmeleri için ihtiyaç duydukları ortamın ve çalışmalarını teşvik edecek bir bütçeyle, imkanların onlara sunulması, geleceğin gerçek sahibi olan yeni nesle fırsatlar verilmesi çok önemli.

Çeviri konuşurken dijital dünyanın bu alanda günlük hayatımıza kattığı olumlu etkilerinden de söz etmemek olmaz. Çeviri Konuşmalar (@ckonusmalar) bu konuda Twitter’da gururla takip ettiğim bir oluşum. 8000’e yakın takipçisiyle gönüllülerin bloglar, destanlar, edebi, eğitsel ve tarihsel videoları çevirip halka sundukları bir girişim. Bunun gibi daha birçok oluşumun ve ilerlemenin ülkemizden başlayarak diğer dillerde de ifade edilmesini gönülden diliyorum. Türkçemizden gerek İngiliz diline gerekse diğer dillere katılan kimi eserler var ki edebiyat dünyasına yıllar içerisinde giderek değerlenen bir okuma kitlesi katmaya devam ediyorlar. Örneğin;

  • İnce Memed – Memed, My Hawk, Yaşar Kemal – (Çeviren: Edouard Roditi)
  • Masumiyet Müzesi – Museum of Innocence, Orhan Pamuk – (Çeviren: Maureen Freely)
  • Puslu Kıtalar Atlası – Atlas des Continents Brumeux, İhsan Oktay Anar
  • İki Yeşil Susamuru – Two Green Otters, Buket Uzuner

Birçok değerli yazar ve şairimizin eserlerinin diğer dillere çevrildiğine ve farklı kültürlerin onları anladığına tanık olmak isteriz. Bunlardan aklıma gelen ilk birkaçını aşağıda paylaşıyorum. Elbette, bunlar gibi değerli ve okunulası daha pek çok ustamızın eserleri var; her birinin en kısa sürede farklı dillerdeki eşlerini bulmalarını ümit ediyorum.

Ozan Önen – “Babam Beni Şahdamarımdan Öptü”: İnsanın gereksinimini duyduğu cümleler ve sözcükler kısa hikayelerde sizi buluyor. Son zamanlarda okuduğum en keyif verici kitaplardan biri.

Oruç Aruoba – “İle”: Bu müthiş anlatımı keşke diğer kültürlerdeki dostlarımız da okusa dediğim eserlerden biri.

Murathan Mungan – “3 Aynalı 40 Oda”: Mungan’ın eşsiz dil hakimiyetini, hayata bakış açısının farklılığını, hikayenin gözler önünde dans edişini ikinci veya üçüncü dile dönüştürülmesi mükemmel olurdu.

Tomris Uyar – “Gündökümü”: Ülkemizin önde gelen kadın yazar ve çevirmeninin 25 yıl boyunca kaleme aldığı gün sonu notlarının bir araya getirilmiş hikayelerini, her şeyden önce yaşadığı dönemle ilişkisini de göz önüne alırsak, bir başka dilde harika bir yayın ortaya çıkacaktır.

Gülten Dayıoğlu – Tüm kitapları: Çocuk Edebiyatı geçmişin olduğu kadar günümüzün de en önemli yapı taşlarından biri. Çünkü çocuklara sunduğumuz ayrı bir dünya değil bu. Onları geleceğe hazırlayan, şimdiyi sorgulatan, tüm zamana yayılmış bu hikayelerin anlattıkları.

“Biriyle anladığı dilde konuşursanız zihnine, eğer onun kendi dilinde konuşursanız kalbine hitap etmiş olursunuz.” – Nelson Mandela

 

*Bülent Gültek İstanbul’da yaşayan bir sanatçı ve illüstratördür. Krüw Artist Collective’in bir parçası olan Bülent üniversitede plastik sanatları dalından mezun oldu. Kariyerinin ileriki yıllarındaysa tablo, heykel ve illüstrasyon gibi çeşitli çalışmalar ortaya koymaya başladı. Hem uluslar hem de uluslararası sergiler açmış olan Bülent’in eserlerine http://www.bulentgultek.com/ adresinden bakabilirsiniz.

Tags from the story
,
Written By
More from İrem Bilkin

Ayşe Yüksel Durukan: Okuma Kültürü ve Kütüphaneler

Ayşe Yüksel Durukan kütüphane yapısının tamamıyla yeniden şekillendiği, tanımlandığı ve yorumlandığı modern...
Read More

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir