İkuko Suzuki: Japon Bir Türkolog

©Tokyo  Children’s  Library  /  ©Ikuko  SUZUKI Tokyo  Çocuk  Kütüphanesi  yazarı.

İkuko Suzuki için tam anlamıyla bir Türk kültürü ve edebiyatı aşığı denilebilir. Öyle ki, kendi ülkesinde Seikei Üniversitesi’nde lisans derecesini aldıktan sonra bu sevgi onu Türkiye’ye getirmekle kalmamış, bir de Marmara Üniversitesi’nde Türk Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı’nda Yüksek Lisans yapmasına ön ayak olmuş. Üstelik tez konusu da “Ahmet Haşim’in Şiirlerinde Japon Haiku Estetiğinin Tesirleri.” İkuko Suzuki ile Japon ve Türk okuma kültürü, edebiyat, Japonya’da eğitim ve çocuk kitapları hakkında söyleştik.

Uzun ve köklü bir geçmişe sahip modern Japon toplumu okumanın ve bilgilenmenin üzerinde çok duruyor. Örneğin, Japonya’da hala gazete okuma oranı çok yüksek. Bunun, bireyin içinde bulunduğu topluluk ve ulusla ilgili bilinçli bir kazanım elde etmek istemesinden başka bir nedeni var mı?

Burada sadece Japonlar ile Japon dili ilişkisi üzerinde duracağım; Japonya’da 9 Yıllık Zorunlu Eğitim (ilkokul 6 yıl, ortaokul 3 yıl) süresinde 2.136 adet Kan-ji (Çin yazı karakteri) öğrenilir. Günümüzdeki Japon gazetelerinde kullanılan temel Kan-ji istisnalar hariç bu 2.136 karakterden oluşur. Bu da demek oluyor ki, Zorunlu Eğitimi bitirince Japonlar genelde gazeteleri okuyabilir duruma gelebiliyorlar.

“Okuma” asılında bir alışkanlıktır ve “okuma” alışkanlığını kazanmak için çalışmak gerekir. Kişi okuma yazma öğrenip okuma alışkanlığını kazanamazsa yazılardan etkilenmesi mümkün olamaz. Japonya’da okuma alışkanlığının çocuklara eğlenceyle birlikte kazandırılması önemsenir. Ama bunu yaparken çocukların yetişkinler (anne, baba, öğretmen gibi) tarafından zorlanmaması lazım, ayrıca okunacak materyalle ilgili danışılmadan çocukları kitaplarla baş başa bırakmak da iyi sonuç vermez. Yetişkinlerin yardımıyla çocuklar kendi kendilerine kitap seçecek  duruma gelmeleri gerekir. Bunun için de tıpkı antrenman yapmak gibi sistemli bir şekilde çalışmanın önemi büyüktür.

Bu çalışmalara İngiltere ve Amerika’da kullanılan modeller öncülük eder. Japonya’da Tokyo Çocuk Kütüphanesi (http://www.tcl.or.jp) bu alanda en önde gelen isimdir. Burası, çocuk kitapları ve çocukların kitap okuma çalışmaları üzerinde uzmanlaşmış, özel bir kütüphanedir.

©Tokyo  Children’s  Library  /  ©Ikuko  SUZUKI Tokyo Çocuk  Kütüphanesi  okuma  odası. Çocuklar  ayakkabılarını  çıkarıp  istedikleri şekilde  kitap  okuyabilirler.

Çocuk kitapları araştırmacısı ve çevirmen olarak çalışmış ünlü Momoko Ishii (1907–2008) sayesinde küçük özel kütüphaneler temel olarak alınarak 1974’te bu kütüphane açılmıştır. Dünyamızın geleceğine sahip çıkacak çocuklarımızın, derin düşünüp kendi fikir ve düşüncelerini kendi sözleriyle tamamıyla ifade edebilen, tasavvur gücünü istedikleri gibi kullanan bireyler olarak yetişmeleri beklenmektedir. Aynı zamanda, farklı kültürlerin insanlarını da anlamaya çalışan biri olması da beklenir. Bunun için yaşları küçükken onlara dili kullanma gücüyle hayal gücünü birlikte kazandırmak esastır. İfade ve dil, o kişinin insanlığının ispatıdır, bütün manevi gücünün kaynağıdır. Hayal gücü ise, insanları daha büyük bir dünyaya uçuran kanatlardır. Tokyo Çocuk Kütüphanesi, kitapların çocukların bu güçlü yanlarının geliştirilmesi için en önemli araçtır. Kütüphane, okumanın ne kadar eğlenceli olduğunu kavramaları ve kendilerini geliştirme aracı olarak hayat boyunca kitapları kullanabilmeleri için çocuklara yardımcı olmaktadır.

©Tokyo  Children’s  Library  /  ©Ikuko  SUZUKI Araştırma  kitaplarının hazırlandığı,  çocuk  kitapları  üzerinde  çalışan  yetişkinlerin  de  kullanabildikleri bir kütüphane.

Kısaca, bu sorunuzun cevabının, Japonya’da Zorunlu Eğitimde kazanılmış bilgilerle birlikte, erken yaşta okuyup dil kazanımının önemsenmesi olduğunu düşünüyorum.

Türk diline ve Türk edebiyatına olan ilgi ve sevginiz nasıl doğdu?

Üniversitede lisans derecemi tamamlarken Japon edebiyatını okuyan biri olarak Türkiye ve Türk edebiyatını hiç bilmiyordum, ilgim de yoktu. Ama, çalışmaya başladıktan sonra bir gün tesadüfen Nasreddin Hoca’nın fıkralarından “Ye Kürküm Ye”’nin Japoncasını okudum. Bu fıkra, Japonya’daki bir Budist rahip olan Ikkyū Sōjun (1394 – 1481)’un fıkrasına çok benziyordu. Türkiye’yi ilk olarak o zaman merak ettim.

Aynı günlerde Orhan Pamuk’un “Benim Adım Kırmızı” kitabı Japoncaya çevrilmişti. Aldım, okudum. Ama Japonca çevirisini hiç beğenmedim. Aynı anda, gerçek Türk edebiyatı nasıldır, diye düşünmeye başladım. O günlerde Japonya’da uzmanlık dalı  Türk Edebiyatı olan bir profesör bulunmuyordu. “O zaman, bunu ben Türkiye’de öğreneceğim” dedim, kendi kendime. İşi bıraktım, İstanbul’a uçtum, bir dil okuluna kaydoldum ve bitirdikten sonra Marmara Üniversitesi yüksek lisans sınavına girdim. Kazandım da ve hemen okumaya başladım. Türk edebiyatı okuma isteğimin temeli, “Türk edebiyatı nedir?” sorusu olmuştur.

Türkiye’de geçirdiğiniz yılların ardından ülkenize dönerek çocuk kitapları yazmaya başladınız, bir yandan da editörlük ve çevirmenlik yapmaya devam ettiniz. Çocuk kitabı yazma sürecinin hazırlık aşamalarını anlatır mısınız? Bu fikre nereden ulaştınız?

Aslında çocuk kitaplarına meraklıydım. Türk edebiyatının küçük parçası da olsa öğrenip Japonya’ya geri döndüğümde, Japonya’da Türk temayülünün ve Türkiye ile ilgili bilgilerin az olduğunu fark ettim; örneğin turizm, Osmanlı tarihi gibi. Bir kişinin bunları bilmesi demek elbette Türkiye’yi de bilmesi anlamına gelir. Günümüz Türkiye’sinde Türk halkının günlük hayatını nasıl geçirdiğini Japonlara tanıtmak istedim. Bunu özellikle çocuklara göstermek istedim. Çocuklar, genelde hiç görmemiş oldukları karmaşık ve dağılmış şeyleri seviyorlar. Bundan dolayı bir pazarı sahne olarak seçtim. Çocukların orada hiç bilmedikleri ve görmedikleri bir dünyayı bulabileceklerini düşündüm. Bu kitabıma “ders kitabı” demiyorum çünkü eğitim amaçlı değil; daha çok çocukların bakıp okuyup hayal güçlerini kullanacakları fotoğraflı bir çocuk kitabıdır.

©Tamagawa University Press

Doğduğu 1900lü yılların ortalarından bu yana Manga çizim sanatının popülerliği tartışmasız artmış durumda. Japonya’da büyük kentlerde toplu taşımada manga sayfalarına dalmış okuyucu kitlesine ve manga cafelere rastlamak çok mümkün. Manganın ülkesinde doğup büyüyen ve yaşayan biri olarak Manga kültürü hakkında neler söyleyebilirsiniz?

Benim doğduğum zamanda, Manga ve Anime çoktan dünyada hüküm sürüyordu. İlkokul günlerimde arkadaşlarla birbirimize Manga dergisini ödünç alıp verirdik. Hâlâ Manga severim ve okurum. Yani bir Japon olarak Manga günlük hayatımın bir parçasıdır.

Manga aslında, 12 yy.’dan bu yana mevcut olmuş bir sanat. Günümüzde Manga olarak adlandırılan bu sanatın en kayda değer özelliği, belirli bir sosyal sınıfa bağlı olmadan yaratılması. Japonya, Manga’da kopyalamayı ve ikinci aşamayı (tekrar yaratma) olumlu olarak onaylayan bir kültüre sahiptir. Bu özelliği ile, sadece orijinal eserini değerlendiren, ikincil yaratıcılığı kabul etmeyen, eserlerinin belirli bir otorite tarafından değerlendirilmesine dayanan Avrupa sanat kültüründen çok farklıdır. Bütün sosyal sınıflar tarafından yaratılan, farklı statülerdeki insanların dünya görüşlerini dönüştürebilecek güce ve çeşitliğe sahip olan bir sanattır Manga. Manga gibi resimli hikâyelerin artık Japonya’nın bir alt kültürü değil, ana kültürü olarak algılanabileceğini düşünüyorum.

Japonya’nın uluslararası boyutta en tanınmış yazarını sormadan geçemeyeceğiz. Murakami’nin kitapları 50’den fazla dile çevrilmiş, kitapları milyonlarca satmış, hatta geçtiğimiz Nobel Edebiyat Ödülü son aday listesine girdiği söylenen sanatçının Japonya’nın edebiyat dünyasına yeni bir soluk getirdiği söylenebilir mi?

Haruki Murakami eserleri Türkçe’ye de çevrildi. Haruki Murakami, 2006’da Franz Kafka Ödülünü alan ilk Asyalı yazar. Aynı yıl, Japonya’da onun eserleri üzerinde uluslararası bir sempozyum gerçekleştirildi ve 2006’dan bu yana her sene bu sempozyum yapılıyor. Murakami’nin eserlerinin dünyada okunup değerlendirilmesi, araştırma konusu olması çok büyük başarı. Amerika’nın en büyük zincir kitapçı grubu, kendi internet sayfasına “8 Great Japanese Books in Translation That Aren’t by Haruki Murakami” (Haruki Murakami tarafından yazılmayan 8 Muhteşem Japon kitabı) ibaresini koymuş. Murakami’nin başlattığı bu akımla birlikte günümüzdeki çağdaş Japon yazarlarının dünyada tanınmaya başlamasının oldukça büyük bir ilerleme olduğunu düşünüyorum. Haruki Murakami, modern Japon edebiyatının uluslararasılaşmasının öncüsü olmuş Japon yazarlarından biridir. Yalnız, onun eserlerinden o kadar etkilendiğimi söyleyemeyeceğim.

Dünya yüzünde her zamankinden fazla kitap yazılıp basılırken bir yandan insanlar daha az kitap okuyor oldu. Ülkenizdeki okuma alışkanlığının da bu yönde değiştiği söylenebilir mi?

Evet, Japonya’da da aynı değişiklik söz konusu. Sadece küçükler ve genç nesil değil, yetişkinler de artık internet, bilgisayar oyunu ve akıllı telefon gibi, kitaptan daha kolay buldukları ve zevk alabildikleri eğlenceleri seçiyorlar. Bundan dolayı kitap satışları 1996’dan bu yana düşmeye devam ediyor. Özellikle dergi satışları giderek artan bir düşüşte. İnsanların bilgiye ulaşmaları internet ve akıllı telefonların yaygınlaşmasıyla birlikte kolaylaştı. Bilgi kaynağı dergilerin rolü bitmek üzere. Buna rağmen, Tokyo Çocuk Kütüphanesi gibi, sürekli çaba içerisinde olan oluşumlar da var. Bu kütüphaneyi ziyaret eden çocuklar mutlaka dünyayı kendi gözleriyle görmeye başlar. Kütüphanede çalışanlar hem kütüphaneci hem de masal anlatma uzmanlarıdır. Kütüphanede sadece çocukların girebildiği bir “Masal Odası” bulunur.

©Tokyo  Children’s  Library  /  ©Ikuko  SUZUKI Sadece  çocukların  içeriye girebildiği Masal  Odası.  Masalcı  bir  mum  yaktıktan  sonra  anlatmaya  başılar.

Kütüphane personeli, ezberledikleri hikâye, fıkra gibi kısa masalları bu odada çocukların gözlerinin içine bakarak anlatırlar. Yaşanılan ortam bir anda inanılmaz hızla değişir. Çocuklar da görme ve işitme duyularını keskince uyaran bu ortamda, güzel günler geçirirler. Ancak gerçek insan sesiyle anlatılan masallar eski günlerle aynı derecede çocukların ilgisini çeker. Masalları dinleyen, kitapların sayfalarını çeviren çocukların yüzleri umutla parlar. Her şeyi önceden onlar için hazırlanmış bir bilgisayar oyunu dünyasının yerine, hikayenin hızını sayfaları kendi elleriyle çevirerek ayarladıkları, kendi zihinlerinde kurguladıkları bir dünyayı oluşturma, çocukların düşünce gücünü geliştirmeleri için çok önemlidir. Onlar küçükken kitapların ne kadar özel olduklarını anlayıp hayal gücüyle birlikte edinecekleri mutlu okuma deneyimlerini çocuklarımıza kazandırmak için yapabileceğimiz epey şey var. Kitaptan vaz geçmek kolay görünse de, çocuklarımızın geleceği için bizlerin, yetişkin olarak, şimdiden bu konuları düşünmemiz önemli. Japonya’ya gelme fırsatınız olduğunda mutlaka Tokyo Çocuk Kütüphanesi’ni ziyaret etmenizi tavsiye ediyorum.

Kadın yazarların da büyük bir gururla isimlerinin geçtiği edebiyatın eşsiz dünyasında, ilginizi çeken ve ileride daha çok ilgi çekeceğini, beğeni kazanacağını düşündüğünüz Japon yazar veya şairleri kimler?

Kaho Nashiki ve Shion Miura; eserleri modern roman sayılır. Çevirmenin Japonya’nın geleneksel estetik duyu, toplum, kültür, efsane ya da söylencelerini iyi bilmesinin zorunlu olduğunu da burada yazmadan geçemeyeceğim. Örneğin, Kaho Nashiki’nin eserlerinden biri 村田エフェンディ滞土録 (Murata Efendi’nin Türkiye Günlüğü) çok güzel bir romandır. 1899’dan başlayan eser bir Japon arkeolog olan Murata Efendi’nin o zamanki Osmanlı dönemindeki günlüğünü konu alır. Murata Efendi, İstanbul’daki bir konakta yaşamaktadır. Alman Otto, Yunanlı Dimitris, konakta hizmetçilik eden Muhammed, konağın sahibi İngiliz Madam Dickson ve bir papağanla beraber oturur. Ulusu ve dili farklı olan arkadaşlarıyla geçirmiş olduğu güzel günleri anlatır. Ama sonra Birinci Dünya Savaşı patlak verir ve birbirine sıkı bağlı dostların ülkeleri karşı karşıya gelir ve savaşmaya başlarlar. Bu eserin Türkçe’ye çevrilmesini bekliyorum.

 

Biyografi: Ikuko Suzuki 6 yıl süren Türkiye serüveninin ardından ülkesine döndü ve halen Japonya’da çocuk kitapları yazıp, çevirmenlik ve editörlük yapmakta.

 

 

Written By
More from İrem Bilkin

Türkiye’nin İlk Bilim Kurgu Kütüphanesi

Özgen Berkol Doğan 2007 yılında bir uçak kazasında aramızdan ayrılan, kendini çok...
Read More

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir