John Le Carre: Sırları Çözen Adam

John Le Carre

Le Carre niçin bu kadar büyük ve önemli? Onu sadece kaliteli, sofistike casusluk ve macera romanları yazan biri; James Bond’un yaratıcısı Ian Flemming’in bir anti-tezi olarak tanımlamak yeterli mi?

19 Ekim’de 87. yaşgününü kutlayan David John Moore Cornwell, dünya çapındaki milyonlarca hayranı tarafından bilinen adıyla John Le Carre edebiyat tarihinin gelmiş geçmiş en büyük casusluk romanları yazarı. Le Carre son yıllarda yeniden edebiyat dünyasının gündemine düştü. Le Carre’ın adından 2015’te yeniden söz edilmeye başlandı. 2015 ustayı bir kült klasiği, edebiyat efsanesi yapan ve pek çokları için dünya edebiyat tarihinin en büyük casusluk romanı olan, ustanın en büyük başyapıtı olarak kabul edilen anıtsal Soğuktan Gelen Casus romanının filme uyarlanmasının 50. Yıldönümü’ydü. Martin Ritt’in yönettiği, depresif, alkolik ve yitik İngiliz Ajanı Alec Leamus’u Richard Burton’un oynadığı film mütevazi bir başyapıt olarak sinema tarihindeki yerini aldı. Ancak film daima romanın gölgesinde kalmaya mahkûm.

Yine 2015’te ustanın yazdığı son romanlardan, çok güncel bir politik konuyu, Avrupa’daki İslami-cihatçı terörü kendi bakış açısıyla anlattığı A Most Wanted Man’den aynı isimle uyarlanan film gösterime girdi. Aynı yılın Ekim ayında Adam Sisman tarafından kaleme alınan ve usta hakkında yazılmış en kapsamlı biyografi olan ‘JOHN LE CARRE: The Biography’ yayınlandı.

2016’ya geldiğimizde klişe bir tabirle Le Carre fırtınası devam ediyordu. Ustanın Soğuk Savaş gibi gözde temalarından biri olan ‘Rus Mafyası’nı konu alan Our Kind of Traitor’ın sinema uyarlanması yılın başında gösterime girdi. Le Carre’ın klasiklerinden, Soğuk Savaş’tan sonra yazdığı ilk roman olduğundan edebi olduğu kadar tarihi bir öneme de sahip olan The Night Manager’ın 6 bölümlük mini-dizi uyarlanması BBC tarafından yayınlanmaya başladı. Ve nihayet… 2016’nın sonunda büyük merakla beklenen, ustanın kendi kaleminden yaşam hikayesini ve edebiyatına dair notlarını içeren otobiyografik The Pigeon Tunnel yayınlandı.

İki yıllık bu ‘Le Carre kreşendosunun doruk noktası 2017’nin son çeyreğinde geldi. Le Carre’ın kendi ifadesiyle en tanınmış kahramanı, toplam 9 romanında yer alan Smiley, Soğuk Savaş’a odaklanan romanı ‘A Legacy of Spies’da yine kendini gösterdi. Roman 2018 yılında Ali Cevat Akkoyunlu tarafından ‘Casusun Mirası’ başlığıyla Türkçe’ye çevrildi ve Kırmızı Kedi Yayınları tarafından yayınlandı.

Le Carre Fırtınası

Le Carre niçin bu kadar büyük ve önemli? Onu sadece kaliteli, sofistike casusluk ve macera romanları yazan biri; James Bond’un yaratıcısı Ian Flemming’in bir anti-tezi olarak tanımlamak yeterli mi? Adam Sisman’ın da kitabında ortaya koyduğu üzere Le Carre ‘sofistike bir casus romanları’ yazarının çok ötesinde, İngiliz Dili’nin ve dünya edebiyatının yaşayan en önemli romancılardan biri. Le Carre’ın Soğuktan Gelen Casus’u ile başyapıtı sayılan ve benim de büyük bir Le Carre hayranı olarak en sevdiğim romanı olan Köstebek sadece casusluk romanları değiller. Bunlar ciddi birer edebiyat yapıtları. Ustanın en bilinen karakteri George Smiley, Patricia Highsmith’in ünlü ‘Ripley’si gibi ‘tür edebiyatının’ sınırlarını çoktan aşan, varoluşçu bir bakış açısıyla, varolmak, yaşam, inanç, sadakat gibi aşkın kavramlar üzerine düşünmemizi sağlayan derin ‘edebi’ bir karakterdir. Başyapıtları dışında kalan yapıtları da Stephen Carter’ın dediği gibi belli bir çizginin ve standartların çok üzerindedir.

Popülerliğine, nerdeyse tüm romanlarının sinemaya uyarlanmasına karşı Le Carre, bir ‘çok satan tür romanları’ yazarı değildir. O her şeyden öte politik bir yazar. Casusluk-gerlim-polisiye türlerinin boyutlarını aşan derin karakterler ve bu karakterlerin psikolojik tahlilleri ile zenginleştirdiği politik romanlar yazarıdır. Politik yaklaşımı ise ideolojik değildir; objektif olma eğilimindedir ve sorgulayıcıdır. Politikaya aksiyon, reel politika üzerinden değil başka bir perspektiften, güç-iktidar-otorite boyutundan bakar.

İstihbarat işi ideolojik bir iş değildir. Ne batıda istihbaratçılar özgürlüklerin, demokrasinin ve insan haklarının hakimiyeti ve korunması için mücadele ederler ne de Doğu Bloğu’ndakiler işçi sınıfının ve sosyalizmin korunması ve egemenliği için.

Bu noktada Le Carre’ın politik anlayışının ilginç bir şekilde Foucault’a yaklaştığı bile iddia edilebilir. Foucault ‘bilgi iktidardır’ der. Devlet aygıtı içinde istihbaratçılar en değerli ve kritik bilgiye sahip bürokratlardır ve arka planda olmalarına karşın mevcut durumun ve otoritenin devamını sağlarlar. İstihbaratçılar otoritenin, devlet aygıtının görünmeyen gerçek sahipleridir. Bu düşünceden hareketle Le Carre tüm soğuk savaş dönemi romanlarını şu düşünce üzerine inşaa eder: İstihbarat işi ideolojik bir iş değildir. Ne batıda istihbaratçılar özgürlüklerin, demokrasinin ve insan haklarının hakimiyeti ve korunması için mücadele ederler ne de Doğu Bloğu’ndakiler işçi sınıfının ve sosyalizmin korunması ve egemenliği için. Onların mücadelesi kendileri için, kendi görünmez iktidarlarını korumak içindir. Soğuk Savaş sonrasında da istihbaratçılar yeni dünya düzenine hemen uyum sağlarlar ve bu sefer de uluslararası silah kaçakçıları, finansçılar, narco-bankacılar, ilaç firmaları devreye girer. Mücadelenin şekli, rengi, boyutu değişir ama istihbarat işinin ahlaki özünde bir değişiklik olmaz. Le Carre’nin Soğuktan Gelen Casus’ta dediği gibi ‘‘İstihbarat işinin bir tek ahlaki kuralı vardır: Sonuçlar her şeyi meşrulaştırır.’’

Le Carre romanlarında tavrını açık bir şekilde gösterir: O tartışmaya açık olmayan bir şekilde taraftır: Sıradan masum insanlardan, demokrasiden ve insan haklarından yanadır. Kimileri tarafından kendisi de bir süre İngiliz Gizli Servisi’nde çalışmış olan Le Carre’nin ‘alter-ego’su olarak da kabul edilen Smiley de soğuk, kendi çıkarı peşinde koşan ben-merkezci bürokratlardan değildir. Kendine has bir ahlak anlayışına ve insani değerlere sahiptir.

En iyi 5 John Le Carre Romanı:

  1. Köstebek (Orijinal:1974, Türkçe: 2008)
  2. Soğuktan Gelen Casus (Orijinal:1963, Türkçe, 2017)
  3. A Perfect Spy (1986)
  4. The Secret Pilgrim (1990)
  5. The Constant Gardener (2001)
Written By
More from Bülent Tunga

John Le Carre: Sırları Çözen Adam

Le Carre niçin bu kadar büyük ve önemli? Onu sadece kaliteli, sofistike...
Read More

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir