Neşe Türkeş: Çocuklar İçin Müzikli Masallar

Neşe Türkeş çocuklara müzik kültürü, tarihi ve insan hakları gibi konuları öğreten kitaplar kaleme alan  kitap ve tiyatro yazarı. Yazarlık hayatına Çocuklar İçin Klasik Müzik Masalları’nı yazarak başladı. Kitapları Doğan Egmont’tan çıkan Türkeş Hokkadan’la çocuklara müzik kültürünü sevdirmenin sırrını paylaşıyor.

Neşe Türkeş

Çocuk kitapları yazmaya başlamadan önce müzik öğretmeniydiniz. Hatta yazabilmek için öğretmenliğinize bir süre ara verdiniz. Yazar olmaya ve böyle bir değişiklik yapmaya nasıl karar verdiniz?

Ben aslında “Radyo-Televizyon-Sinema” mezunuyum. Mimar Sinan Üniversitesi’nin verdiği pedagojik formasyon ile Açı Okulu’nda öğretmenliğe başladım. Kurucumuz Kerim Gürçay ile en büyük hedefimiz okulun müzik programını “müzik kültürü” üzerine kurmaktu. Bu bağlamda çalışmalarıma başladığımda çocuklara klasik müzik dinletme deneyimim büyük bir hüsran ile sonuçlandı. Bu yüzden ya hemen bundan vaz geçmem ya da bir yol bulmam gerekiyordu… Ben de dinletmek istediğim bestecilerin hikayelerini araştırmaya ve gerçek hikayelerle fantastik hikayeleri harmanlamaya başladım. Böylece gördüm ki çocuklar sınıfa koşa koşa geliyor. Hikaye dinlemek istiyorlar. Bu yöntemin bu kadar iyi işlediğini görünce de kaynak eksikliği olduğunu düşünerek piyanist Benal Tanrısever ile işbirliği yaparak bu hikayeleri kaleme almaya ve CD’li kitaplara dönüştürmeye karar verdim.

Çocuklar İçin Klasik Müzik Masalları adlı bir CD’ki kitap seriniz var. Neden Klasik Müzik de başka bir müzik dalı, mesela caz değil? Klasik müzik çocuklara ne katabilir?

Öncelikle çok kültürlülüğü, tarihsel değişimi ve özellikle çok sesliliği vermek için klasik müzik çok iyi bir araç. Her ülkede kabul gören evrensel bir müzik. Yüzyıllar geçse de her an her yerde, bir reklamda, asansörde, telefon sesinde veya bir müzik kutusunda karşılarına çıkabilecek bir müzik. Tanıdıkları bir müzik duyduklarında çocuklar çok mutlu olur, hatta bu müziğe dair biraz bilgileri varsa etrafındakileri şaşkınlığa uğratmaktan iyice mutlu olurlar… Bunların hepsi müzik dinlemek ve sevmek için birer motivasyon. Kaldı ki klasik müzik, çocukların müzik zevklerini belli bir çizgiye taşımak için önemli.

Çocuklar İçin Klasik Müzik Masalları’nda yedi müzisyene odaklanıyorsunuz: Mozart, Bach, Vivaldi, Beethoven, Chopin, Çaykovski ve Strauss. Neden bu yedi müzisyen?

Onları seçerken tamamen okulumda yaptığım müzik derslerinde izlediğim sırayı takip ettim aslında… Mozart her zaman eğlenceli ve gizemli gelir çocuklara, Beethoven’ın değişken ruh hali ve yalnızlığı, Vivaldi’nin dört mevsimi, Bach’ın kalabalık ailesi ve zeki armonileri, Çaykovski’nin unutulmaz baleleri, Chopin’in sihirli parmakları ve Strauss’un valsleri…Bunlar çocuklara hikaye yaratabilmek için hazine… Aslında sonu olmayan uçsuz bucaksız bir dünya…


Çocuklar İçin Klasik Müzik Masalları serisindeki her kitap bir de müzik CD’si ile geliyor. Kitap okurken müzik dinlemek sizce faydalı mı? 

Ben hayatta hiçbir şeyin belli bir formülü olmadığını düşünüyorum. Kimi insan sessizlikte okur, kimi müzik eşliğinde… Burada benim yaratmak istediğim duygunun ne olduğunu anlatmaya çalışarak bu soruya cevap verebilirim. Aslında ben çocuklara bir nev’i radyo tiyatrosu deneyimi yaşatmak istedim. Bir eserin bana verdiği duyguyu, gözümde canlandırdığı ortamı veya olayı, onu dinletirken tasvir etmek istedim. Böylece aslında hepsi o an aynı senaryoyu kendi hafızalarındaki çizimlerle dinliyor oluyorlar. Diğer bir deyişle herkes kendi filmini seyrediyor … Bence bu çok heyecanlı… Şu faydalı, şu değil diyemiyorum. Örneğin ben zor bir iş yapıyorsam mutlaka Barok Dönem hatta mümkünse Bach dinlerim ama bir başkası tamamen sessizlik istiyor olabilir.

Rüzgârla Konuşmak, Çingene Kız’ın Gizemi ve Gizli Dost gibi Türkiye’nin farklı yörelerinin müziğini ve müzik tarihini keşfe çıktığınız kitaplarınız da var. Sizce müzik tarihini öğrenmek genç bir çocuğa neler katabilir? Müzik eğitimi bir çocuğun eğitiminin ne kadar büyük bir kısmını teşkil etmeli?

Rüzgarla Konuşmak, Çingene Kız’ın Gizemi, Gizli Dost ve Denizi Arayan Su, “Müzikli Türkiye Yolculuğu” başlığı altında çıkarttığımız bir CD’li kitap serisi… Bu 7 kitap olması planlanan bir proje; her bir kitap ülkemizin bir bölgesinde geçen bir macera etrafında dönüyor. Ama siz merakla macerayı kovalarken aslında o bölgede gezmiş, insanlarıyla tanışmış, doğal güzellikleri hakkında bilgi edinmiş, geçim kaynaklarını öğrenmiş, yemeklerini tatmış ve hatta bir geleneğini öğrenmiş oluyorsunuz, tabii ki türküleriyle birlikte… Yani aslında “Klasik Müzik Masalları” ile aynı mantık.

Ben bu çalışmaların hiçbirini müzik eğitimi olarak görmüyorum aslında. Tamamen genel kültür. Bir besteciyi tanırken onun kültürüyle, yaşadığı ortamla, eserleriyle karşılaşıyorsunuz. Müzik eğitimi kuşkusuz bir çocuğun dünyasına çok büyük bir zenginlik katar ama kuru kuru nota ve çalgı öğretimi bir çocukta yeterli motivasyon yaratır mı bilemem. Müziği sevmek için mutlaka bir çalgı eğitimi almalı mıdır insan, iyi bir dinleyici olma hakkı yok mudur, diye soruyorum kendi kendime. Bu bağlamda düşününce aslında genel müzik dersine “müzik kültürü” çalışmalarının daha faydalı olacağını düşünüyorum.

Türk Halk Müziği üstüne kitaplarınızı Meltem Ökten ve Nihan Uçar ile kaleme aldınız. Birlikte kitap yazmak nasıl bir deneyimdi? Nasıl bir yaratım süreci içindeydiniz?

Her şey bir araba yolculuğu sırasında başladı. Meltem de Nihan da benim Açı yolculuğuna 20 sene önce beraber çıktığım en yakın arkadaşlarım… “Klasik Müzik Masalları” sonrasında neden kendi kültürümüze ait kitaplar yapmadığımla ilgili sorular almıştım. Bunun üzerine hep düşündüm, araştırdım. Çağdaş Türk bestecilerinden örnekler dinledim. Ama eserler bana çocukların seviyesinin biraz üzerinde geldiğinden kurgulayamadım.

Bir gün araba ile giderken Nihan’a “aslında türküler kültürümüzü tanıtmak için en iyi araç değil mi, gel beraber yapalım” dedim. O türkülere hayrandır ve çok bilgilidir. Sosyal Bilgiler programına da hakim olduğu için çok heyecanlandı ve hemen kabul etti. O coşkuyla tatlımızı alıp Meltem’e gittik ve “tamamdır, yapıyoruz bu işi” diyerek o haftasonu bir otele kapandık ve kurguların temellerini attık. Tabii ki benim için onlarla çalışmak en değerli mücevherlerden daha kıymetli. Yol arkadaşınız bir kere…

Renkler Küsünce adlı kitabınızda çocuklara aslında insan haklarını anlatıyorsunuz. Düşününce bu ve diğer tüm kitaplarınız pek çok kişinin yetişkinlere uygun kabul edeceği konular üstüne kurulu. Bu durumda çocuklar böyle derin konuları sevdirmenin sırrı ne?

Öğretmenlik kariyerimde ve çocuk kitabı yazarken bir şey öğrendim: “Çocuklar algılayamaz bunu,” dediğiniz anda baştan kaybediyorsunuz. Çünkü o zaman çıtayı aşağı çekmeye başlıyorsunuz. “Çocuğa bunu anlatmanın bir yolu olmalı,” demeyi tercih ettim her zaman. Hele nefes almak, su içmek, yemek yemek gibi insanın en temel ihtiyaçlarından biri olan “hakları” konusunda… Bunu çocuğa anlatmayacaksınız da kime anlatacaksınız? Tek ihtiyacınız olan konuyu seçtiğiniz kurguların içine yedirmek ve onlara cazip gelecek karakterler üzerinden yürümek.

İnsan Hakları benim zaten hayatta en hassas olduğum konu. Bir gün telefon çaldı, tüm çalışmalarda beni vizyonuyla ve fikirleriyle hep ileri taşıyan Proje Direktörü Özgür Atanur, “İnsan haklarını çocuklara nasıl anlatırsın?” diye sordu bana pat diye ve “Anadolu’ya gidecek İnsan Hakları treniyle çocuklara dağıtılabilecek bir hikaye yazabilir misin hemen?” dedi. O andan sonra heyecana kapıldım. Maddeleri gruplandırınca renklerini kaybeden bir Dünya ve her kıtada saklanmış renk kutuları fikri üzerine bir hikaye kurdum. Bu inandığım ve yazmaktan çok büyük zevk aldığım bir proje oldu.

Hatırladığım kadarıyla bir öğretmen ve yazar olmanın yanı sıra çocuklarla tiyatro çalışmaları yapıyordunuz. Bu çalışmalara hâlâ devam ediyor musunuz?

Bu hikaye, kitaplarımın doğuşuna çok benziyor aslında. İlkokulda öğrencilerim için hem eğlenerek sahneleyebilecekleri hem de kültürel anlamda çocuklara bir şeyler katabilecek oyunlar arayıp dururdum. Ama  bundan 20 sene önce masallar dışında bir kaynak kesinlikle yoktu. Ben de oturdum kendim yazmaya başladım… Müzik tarihinden, eski mesleklere, iletişim ve haberleşme tarihinden, İstanbul’un geçmişine ve çok kültürlülüğüne, köy ve şehir hayatından mevsimlere ve renklere kadar birçok konu üstüne oyun yazdım. Üniversiteden mezun olmuş öğrencilerim halen o sahnelerdeki repliklerini hatırlar… Bu oyunlar bizi birbirimize çok bağladı zamanında, çok anı yarattık…

Peki, genel kültüre önem veren anne-babalar çocuklarına hangi kitapları okutmalı ya da hangi kitapları kendileri okumalı?

Bence öncelikle bir anne – baba yapmacık hiçbir şey yapmamalı… Kültürlü olsun diye sevmediği bir müziği zorla dinletmeye çalışmak ya da kitap okumayı sevmezken çocuğun yanında seviyor gibi yapmak oldukça başarısız taktikler. Çocuğa her zaman çok dürüst ve açık olmalı ve durumu açıklamalı. “Ben bu müziği pek dinlemem, hatta bu besteciyi hiç tanımam, istersen birlikte keşfedebiliriz,” veya “Ben kitap okumayı pek sevemedim ama bunun eksikliğini şu yönlerden hissederim, o yüzden senin okumayı sevmen beni tabii ki çok mutlu eder,” gibi dürüst açıklamaların daha etkili olduğunu düşünüyorum. Çocuğa doğru rol modeli olmanın ilk yolu dürüst ve olduğunuz gibi olmanız. Gidip birlikte kitap seçilir ve gerekiyorsa birlikte okunur… Bu bir çocuğa kitap listesi vermekten daha etkili olabilir.

Sırada ne gibi projeleriniz var? Yazmak istediğiniz başka kitaplar var mı?

“Müzikli Türkiye Yolculuğu” serisinde şu ana dek 4 bölgeyi tamamladık ve bastık. Şimdi ilk iş kalan 3 bölgenin çıkması. Sonrasında da tüm tiyatro oyunlarımı tüm ilkokul ve ortaokul öğrencilerinin faydalanabilmesi için, esnek sayılarla oynanabilecek bir şekilde düzenleyerek bastırmak istiyorum.

Sonra belki de bir yetişkin projesi gelir. Hayalimdeki kitabımın ismi “Nezaket”… Dünyanın en çok ihtiyacı olan şey belki de… İnsanlar birbirine karşı çok anlayışsız ve kaba. Bu beni çok üzüyor ve incitiyor. Yetişkinler bu kadar öfkeliyken çocuğa verdiğiniz genel kültürün de altı boş kalıyor bana göre.

More from Zeynep Sen

Meltem Şahin: Sergilerden Çocuk Kitaplarına Yolculuk

Meltem Şahin İstanbullu bir sanatçı, illüstratör ve animatör. Şahin geçtiğimiz sene filozofların...
Read More

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir