Türkçeye Çevrilmesini Dilediğimiz Romanlar

Bu yıl içesinde yayınlanan çeviri kitapları gözden geçirdiğimizde, geçtiğimiz iki sene içinde hakikaten çok beğendiğimiz bazı romanların bu çeviriler arasında olduğunu fark ettik: Han Kang’ın Vejetaryen’i, Colson Whitehead’in Yeraltı Demiryolu, George Saunders’ın Arafta’sı ve Valeria Luiselli’nin Dişlerimin Hikayesi bunlardan bazıları. Hatta yakın zamanda, Jesmyn Ward’un ödüllü romanı Sing, Unburied, Sing’in de Türkçeye çevrileceği haberini aldık. Bunun üzerine biz de bu sene yayınlanan İngilizce kitaplar arasından okuyup da beğendiğimiz ve dilimize çevrilmesini dilediklerimizin bir listesini yapalım dedik. Farklı kültürlerden yazarların yer aldığı bu listeyi hazırlarken, büyük ölçüde günümüzün sorunlarını yansıtan, bir taraftan da insanlık halini en samimi şekliyle ortaya koyan ve üzerinde uzun uzun düşündüren, etkileyici kitaplar seçmeye çalıştık. Umuyoruz ki bu kitaplardan en azından bir kısmı dilimize hünerli çevirmenler tarafından özenle çevrilir.

 

Home Fire, Kamila Shamsie

Home Fire, gündemimizden düşmeyen terör, din, hoşgörü ve bir yere ait olma arzusu gibi konulara yepyeni, incelikli ve kısmen korkutucu bir açıdan yaklaşıyor. Hikâye Isma’nın burs kazanıp Amerika’ya okumaya gitmesiyle başlıyor. Lakin aradaki mesafeye karşın Isma, Londra’da bıraktığı kız kardeşi Aneeka için endişelenmeden edemiyor. Isma, Aneeka’nın ikiz kardeşi Parvaiz’in IŞİD’e katıldığını bildiği için Aneeka’yı her ne pahasına olursa olsun korumak istiyor. Derken Londra’da güçlü bir politikacının oğlu olan Eamonn giriyor bu iki kız kardeşin hayatına. Kız kardeşler için aşk, Parvaiz içinse kurtuluş yolu olabilecek olan Eamonn, kendini, öngörmesi mümkün olmayan bir olaylar zincirinde buluyor. Sophocles’in Antigone’sini günümüze uyarlayan Shamsie aynı zamanda okuru, “Sevdiklerimiz için yapacağımız fedakarlıkların sınırlarını nereye kadar zorlayabiliriz?” sorusuyla baş başa bırakıyor.

 

Little Fires Everywhere, Celeste Ng

Celeste Ng, ikinci romanı Little Fires Everywhere ile okurlarını doğup büyüdüğü kasaba olan Shaker Heights’a götürüyor. Burada, “Kurallara uyduğun ve prensiplerine sadık kaldığın sürece başarılı olmaman için hiçbir sebep yoktur,” mottosuyla birlikte kendinden emin bir şekilde hayatını sürdüren kontrol delisi Elena Richardson ve ailesiyle tanışıyoruz. Ama tabii hikâyeye renk katan, kasabaya yeni taşınan gizemli sanatçı Mia ve 15 yaşındaki kızı Pearl oluyor. Elena’nın eski arkadaşlarından hali vakti yerinde bir ailenin Çinli bir bebeği evlat edinmesiyle birlikte de işin rengi büsbütün değişmeye başlıyor. Ng’nin oya gibi işlediği hikâye, son sayfaya dek merak uyandırmaya devam ediyor ve bir yandan da azınlıklar ve sınıfsal farklılıklar gibi konulara da dokunuyor. Şunu da not düşelim: Little Fires Everywhere’in, Reese Witherspoon yapımcılığında bir TV dizisi olarak karşımıza çıkacağı da söylentiler arasında.

 

Exit West, Mohsin Hamid

Exit West savaşın süregeldiği, isimsiz bir ülkede başlıyor. Hayatları artık tanınmaz hale gelen Saeed ve Nadia tanışıp bir araya geldikten kısa süre sonra kendilerini bir mülteci kapında buluyorlar. Fakat çiftimiz ülkeden kaçıp bu kampa varmayı normal yollarla değil de dünyanın çeşitli yerlerinde beliren büyülü kapılar aracılığıyla başarıyor. Gelgelelim romanın gerçekçiliği bu kapılara rağmen kırılmıyor. Bununla birlikte, Narnia Günlükleri’ndeki dolabı andıran bu kapılar, Nadia ve Saeed’in hayatlarını devam ettirmelerine imkân sağlıyor. Şu da var ki, genç çift ilk kapıdan geçmesinin ardından, önemli olanın yalnızca hayatta kalmak değil, birer insan olarak yaşayabilmek ve mutluluğu yakalayabilmek olduğunu fark ediyor. Yılın en güzel yazılmış ve bir solukta okunan kitaplarından biri olan Exit West’in de dilimize çevrileceğini umuyoruz.

 

Borne, Jeff VanderMeer

Kıyamet sonrası bir dünyanın tekinsiz atmosferi, biyotek ürünü yaratıklar ve fantastik öğeler… Borne’u kategorize etmeye yanaşmıyoruz bile ve hatta son zamanlarda artış gösteren pek çok kıyamet sonrası romandan çok daha farklı bir yerlerde olduğunu söyleyebiliriz. VanderMeer’in Southern Reach üçlemesine aşina olanlar, yazarın muazzam bir hayal gücüne sahip olduğu konusunda bize katılacaklardır; doğal ve canlı tasvirlerindeki büyüleyici görsellik VanderMeer’in romanlarını eşsiz kılan en önemli unsurlardan biri olsa gerek. Romanın aynı zamanda son derece insancıl bir tarafının da olduğunu ve okuru mizah duygusundan da mahrum bırakmadığını ekleyelim.

 

Dinner at the Center of the Earth, Nathan Englander

Gizli bir hücrede yaşayan bir mahkûm, 12 yıldır başında bekleyen gardiyanı, Paris’te yaşayan Amerikalı bir garson kız ve İsrail’in tartışmalara yol açan başkanı; birbirlerinden oldukça farklı bu hayatlar Dinner at the Center of the Earth’te gizemli bir biçimde kesişiyor. Bu politik gerilimi okurken, kendinizi karakterlerin yollarının çakıştığı noktaları saptamaya çalışırken bulacak ve bu ufak dokunuşların rotalarını nasıl değiştirdiğini tahmin etmeye çalışıp gitgide sabırsızlanacaksınız. Bir yandan da şu soruyla karşı karşıya kalacaksınız: “Burada esas tutsak kim? Gerçekten hapsedilmiş olan kişi mi, yoksa başkaları mı?”

 

The Changeling, Victor LaValle

Karanlık ve zaman zaman da dehşet verici bir peri masalı okuma fikri sizi cezbediyorsa The Changeling’i aklınızın bir köşesine yerleştirin. Romanda karşımıza çıkan karakterlerden biri şöyle der: “Kötü bir peri masalının amacı size ders vermektir; gerçekten iyi bir peri masalıysa doğruları söyler.” The Changeling de pek çok konuda doğruları söylemekten kaçınmıyor; anne-baba olmanın ve evliliğin zorlukları, geçmiş travmalar ve hatta sosyal medyanın endişe yaratan tarafları ve troller gibi konulara değinirken bir yandan da okuru New York sınırlarında gizemli bir yolculuğa çıkarıyor.

 

Behold the Dreamers, Imbolo Mbue

Büyük Durgunluk sırasında geçen Behold the Dreamers, Kamerunlu göçmen çift Jende ve Neni’nin etrafında dönüyor; Amerika’ya büyük umutlarla gelen genç çiftin hayallerinin parçalanışını ortaya koyuyor ve Amerikan Rüyası’nın falsolarını kimseye ahlak dersi vermeye çalışmadan gözler önüne seriyor. Behold the Dreamers, tüm karakterlerle yakınlaşmaya fırsat tanıyan son derece insani bir hikâye.

 

Human Acts, Han Kang

Güney Kore’de 1980 Gwangju ayaklanması sırasında Dong-ho adında bir genç vahşice öldürülür. Dong-ho’nun ölümünü birbirinden etkileyici ve dokunaklı bir dolu hikâye takip eder. Lakin kitabın kalbinde yatan kurban edilmek ve kurban olmak değil; aksine, isyan etmek ve yaşamaktır. Romanın tüm karakterleri yaşadıkları acılara farklı tepkiler verirler; kimisi intikam istemektedir, kimisiyse her şeyi unutmak. Ayaklanmadan dört ay önce, şans eseri Seoul’a taşınan Han Kang’ın, bu vahşet esnasında arkadaşlarını ve tanıdıklarını kaybetmesinden doğan suçluluk duygusu, ortaya son derece gerçekçi ve duygusal bir hikâye çıkmasının en büyük nedeni olsa gerek. Hatta Dong-ho karakterinin esin kaynağının, yazarın yine aynı şekilde öldürülen çocukluk arkadaşı olduğunu da belirtmeliyiz.

 

Pachinko, Min Jin Lee

Pachinko bu listenin, göç, kimlik, aidiyet duygusu ve kabul görme arzusu gibi konuları ele alan bir diğer romanı. Neredeyse 100 yıla ve birkaç nesle yayılan bu tarihi roman, Kore’den Osaka’ya, Tokyo’ya ve Yokohama’ya uzanıyor ve Japonya’da hayata tutunmaya çalışan Koreli bir ailenin hayatını gözler önüne seriyor. Belli ki oldukça kapsamlı bir araştırmanın ürünü olan bu zengin hikâye, Min Jin Lee’nin samimi ve son derece sürükleyici anlatımıyla, hor görülmüş ve unutulmaya mahkum edilmiş halklara selam ediyor.

 

Such Small Hands, Andrés Barba

Orijinal dili İspanyolca olan 2008 tarihli bu kısa romanın İngilizce çevirisi 2017’de yayınlandı. Romanın konusundan bahsetmeden evvel, ödüllü çevirmen Lisa Dillman’ın çevirisinin takdire şayan olduğunu vurgulamakta fayda var; öyle ki, kitabın sonunda yer alan “Çevirmenin Notu”nda, Dillman, bu kısa romandan son derece etkilenmesi üzerine Madrid’e gidip Andrés Barba’nın peşine düştüğünden ve hiçbir yayıneviyle iletişime geçmeksizin bu eseri çevirmeye gönüllü olduğundan bahsediyor. Hikâye yedi yaşındaki Marina’nın anne ve babasını trafik kazasında kaybetmesinin ardından bir yetimhaneye gelmesiyle başlıyor. Marina’nın kendisiyle yaşıt diğer kızlarla ilişkisi etrafında dönen bu karanlık öykü, o yaştaki çocukların dünyayı aslında -yetişkinlere kıyasla- ne kadar farklı algıladıklarıyla ilgili. Bu kısacık kitabın etkisini uzun süre hissetmeniz mümkün.

 

 

 

 

 

 

 

 

Tags from the story
,
More from Asli Arduman & Zeynep Sen

Türkçeye Çevrilmesini Dilediğimiz Romanlar

Bu yıl içesinde yayınlanan çeviri kitapları gözden geçirdiğimizde, geçtiğimiz iki sene içinde...
Read More

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir