Türkiye’nin İlk Bilim Kurgu Kütüphanesi

Özgen Berkol Doğan 2007 yılında bir uçak kazasında aramızdan ayrılan, kendini çok farklı konularda geliştirmiş değerli bir bilim insanı. 27 yıllık yaşamında bilimkurgu eserleri ve fantastik romanlar çevirmiş, dağcılıkla uğraşmış, Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi CERN’de doktora teziyle ilgili araştırmalar yapmış, kısaca yaşamına farklı güzellikler getirilebilmiş. Onun adı altında açılan kütüphane de Türkiye’nin ilk bilim kurgu kütüphanesi. Şimdi Kadıköy’deki yeni yerinde, Özgen Berkol Doğan Eğitim, Kültür ve Dayanışma Derneği bünyesinde tüm kitapseverlerle Perşembe söyleşileri ve atölye çalışmalarıyla da buluşmaya devam ediyor.  Açık Radyo’daki Sentinel programının sunucuları ve aynı zamanda kütüphane gönüllüleri Jülide Kayaş ve Naci Aklan, Hokkadan ile sohbet ediyor.

Bilim kurgu artık popüler bir edebiyat, film ve dizi türü. Aynı zamanda akademik bir alana dönüşen bir dal. Bu durumda bir bilim kurgu yazarının yazmak için hayal kurması yeterli mi sizce?
N.A. : Yazarın hayal gücü hiçbir zaman tek başına yeterli değildir. Bu sırf bilim kurgu için değil her tür kitap için geçerli. Bilim kurguda sadece çevrenin değil, bazı bilimsel gelişmelerin de bilincinde olmak şart.
J.K.: Bilimkurgu, elbette yazarın hayal gücünü ve kurgu becerisini yansıtır ama bir eserin bilim kurgu kapsamına girebilmesi için mevcut ya da ileride gerçekleşebilecek bilimsel olguları da barındırması gerek. Yani bir bilimkurgu yazarının bilimsel gelişmeleri de takip etmesi şart.

Günümüzde bilim insanlarının ve koleksiyonerlerin özel koleksiyonlarıyla müzeler, arşivler ve kütüphaneler kurmaları, ellerindeki eserleri halkla paylaşmaları hakkında neler söyleyebilirsiniz?
N.A. :Bilim insanları kendi alanları çerçevesinde kütüphaneler oluşturabilirler ama bunun halkla paylaşılmasında bir fayda görmüyorum. Koleksiyonerler ise topladıklarını paylaşmamak eğilimindeler.
J.K. : Bense arşivlerin ve kütüphanelerin kamuyla paylaşılmasını çok yerinde buluyorum. Modern müzeciliğin başlaması zaten koleksiyonerlerin ellerindeki değerli ve nadide eserleri paylaşmasıyla olmuştur. Aynı şey kitap ve belge arşivleri için de geçerli. Sonuçta, kapalı kapılar ardında tutulduğunda sınırlı sayıda kişilerin görüp yararlanabildikleri eserler, müzeler ve kütüphaneler aracılığıyla çok daha fazla sayıda insana ulaşabilir.

Bilimkurgu edebiyatında erkek yazarların daha çok temsil edildiğini görüyoruz. Kadın bilimkurgu yazarları her geçen gün artıyor olsa da sayıları neden azınlıkta?
N.A. : Modern bilimkurguyu Frankestein’la başlatan Mary Shelly. Kadınlar her zaman diğer edebi dallara oranla bilim kurguya daha fazla katılım sağladılar aslında. Bu yanılsama, bilim kurgunun uzun yıllar boyunca edebiyat sayılmaması sonucu ortaya çıkmış olabilir. Le Guin, MacCaffrey, Willis, Mc Intyre, Norton, Cherry gibi pek çok yazarı zevkle okurum mesela.
J.K. : Naci’nin de belirttiği gibi, bilim kurgu Mary Shelley’le başlıyor, sonrasında da pek çok kadın yazar geliyor. Bu biraz da, çok tanınan bilimkurgu yazarlarının büyük bir kısmının erkek olmasından kaynaklansa da kadınların kendilerini bu alanda kabul ettirmek için büyük çaba gösterdiklerini yadsımamak gerek. Ursula K. Le Guin editörlere yazdıklarını kabul ettirmek için başlarda çok uğraştığını anlatır örneğin.

Bilimkurgu yarı-insan veya insan olmayan varlıklarla bizdeki “insan” olgusuna nasıl ve neden meydan okuyor?
N.A. : Okumuyor, onlar üzerinden bizi anlatıyor.
J.K. : Bilimkurgu anlatısında elbette insan olmanın sorgulandığı ya da eleştirildiği durumlar mevcut ama genel olarak, bilim kurgu edebiyatındaki insan dışı varlıkların insan olma haline meydan okumaktan başka bir şey yapmadıklarını söylemek yanlış olur. Sonuçta bunlar yazarın hayal gücünün ürünü ve diğer edebiyat türlerinde olduğu gibi anlatının araçlarıdır.

Türkiye’de de bilimkurgu ve fantastik edebiyatın temsilcilerini gururla okuyoruz. Gülayşe Koçak, Barış Müstecaplıoğlu, İhsan Oktay Anar, Cem Gülbent bu isimlerden yalnızca birkaçı. Aynı zamanda bu alanlarda yazılan kurgu romanları Türkçemize kavuşturan son derece yetenekli çevirmenlerimiz var. Okur kitlesinin ülkemizde artması için neler yapılabilir? Üniversitelerde ayrı bir bilim dalı açmak bunun bir çözümü olabilir mi?
N.A. : Bu durum toplumun içinde bulunduğu genel şartlardan pek de farlı değil. Toplumun kendisini geliştirmesi ise bambaşka bir tartışmanın konusu.
J.K. : Bilim kurguya duyulan ilginin artması, genel olarak okuma alışkanlığı kazandırılması gibi çok temel bir sorunla olduğu kadar, bilim merakıyla da yakından ilgili. Bilimkurguyla, bilim arasında birbirlerini besleyen bir ilişki var. Bilimle ilgilenen okur bilim kurguya da yakınlık duyuyor ya da tam tersi, bilim kurgu okuru  bilimsel gelişmeleri daha fazla takip ediyor, algısı bu yönde daha açık oluyor. Ama yine de, esas olarak her şey kitap okuma alışkanlığına dayanıyor.

Naci Aklan ve Jülide Kayaş

Sizi bilimkurguya ve dolayısıyla bu kütüphaneye çeken neydi?
N.A. : Bilim kurguya Uzay Yolu dizisiyle bulaştım. Okuduğum ilk bilim kurgu romanı Asimov’un çocuklar için yazdığı “Pirates of the Astreoids” idi. On üç yaşındaydım. Kütüphaneyle ilişkimse nispeten yakın bir zamanda başladı, artarak sürdü. Şu anda kütüphane adına Jülide’yle birlikte Açık Radyo’da Sentinel programını yapıyoruz.
J. K. : Benim bilim kurguyla tanışmam da Uzay Yolu ama benimki dizi olan değil, Selma Mine’nin, ilkokulda okuduğum Uzay Yolu kitabı… İki kardeşin uzaylılarla yaşadığı macera büyülemişti beni, defalarca okuduğumu hatırlıyorum. Sonrasında elbette Jules Verne ve diğer yazarlarla bilim kurgu okumaya devam ettim. Fakat bilim kurguyla ilişkimin güçlenmesi asıl, 1996 yılında Atılgan bilim kurgu dergisiyle birlikte oldu. Her ayın ilk pazarı Moda’daki çay bahçesinde bilimkurgu meraklılarıyla bir araya gelmek, sohbet etmek çok keyifliydi, uzun süre devam etti bu. Derken mahallemde bir bilim kurgu kütüphanesi açıldığı haberini aldım ve kelimenin tam anlamıyla, sevinçten havalara uçtum! Kütüphaneye gidip geldikçe, buradaki söyleşileri takip ettikçe buradaki insanlarla aramızda bir gönül bağı oluştu, güçlenerek sürdü.

Kütüphane için hazırladığınız radyo programı Sentinel’den söz eder misiniz?
N.A. : Açık Radyo’da, on beş günde bir, Cuma günleri saat 19.00’da, Sentinel programını hazırlayıp sunuyoruz. İngilizce gözcü anlamına gelen “sentinel”, Arthur C. Clarke’ın bir öyküsünün adı ve Space Odyssey 2001’de de önemli bir yere sahip.
J. K. : Programda kütüphanedeki etkinliklerden söz ediyor, farklı bilim kurgu konularına yer veriyoruz. Konuklarımız programa ayrı bir renk katıyor.

Özgen Berkol Doğan Bilimkurgu Kütüphanesi’nde en çok hangi kitap ilgi görüyor?
N.A. : Kütüphaneci arkadaşlarımızdan, en çok Frank Herbert’ın Dune kitabının ilgi gördüğünü öğrendik.

Okuyucularımız sizlerin en beğendiğiniz eserlerin hangileri olduğunu merak edeceklerdir. Bu konuda örnek vermek ister misiniz?
N.A. : Az önce saydığım kadın yazarlara ilaveten Dick, Moorcock , Niven, Vance, Laumer, Frank Herbert ile Bradbury, Asimov, Clarke ve Heinlein gibi klasikleri öneririm.
J.K. : Bende Ray Bradbury ve Stanislaw Lem’in yeri ayrıdır, her zaman hayranlıkla okurum. Elbette Ursula K. Le Guin, Philip K. Dick, Frank Herbert da severek okuduklarımdan. Eser olarak da Fahrenheit 451, Gelecekbilim Kongresi, 1984 ve Dune’un mutlaka okunması gerektiğini düşünürüm.

 

*Naci Aklan muhabirliğinden emprenyeciliğe, akademisyenlikten montaj hattında vasıfsız işciliğe, editörlükten sanayi için yedek parça ithaline çeşitli işlerde çalıştı. Evli ve bir kedi babası, model trenci. İleride yazar olmak istiyor.
*Jülide Kayaş İstanbul Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümü mezunu. Bir dönem bilişim sektöründe web tasarımcısı ve eğitmen olarak çalıştı, ardından on iki yıl özel bir okulda bilgi işlem ve kurumsal iletişim bölümlerinde çalıştı. Uzun yıllar çevirmenlik ve editörlük yaptı. Fantastik edebiyat ve bilimkurgu edebiyatını çok seviyor, polisiyeden vazgeçemiyor. Düzensiz olarak öykü yazıyor, düzenli olarak okuyor, fırsat buldukça makale seslendiriyor.

 

Written By
More from İrem Bilkin

Ayşe Yüksel Durukan: Okuma Kültürü ve Kütüphaneler

Ayşe Yüksel Durukan kütüphane yapısının tamamıyla yeniden şekillendiği, tanımlandığı ve yorumlandığı modern...
Read More

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir